• https://www.facebook.com/psikofiz.yeni
  • https://twitter.com/pskalpardic

Anlama ve Dinleme

ANLAMANIN 3 ŞEKLİ:

1) “Onun” Hakkında Öğrenme (to learn about him): Doğrudan karşımızdaki kişiyi kaynak alarak değil de, bu kişi hakkında diğerlerinin izlenimlerini dikkate alarak bilgi edinmektir. Örn., bir öğretmen, kendisine zayıf ve tembel olarak tanıtılan bir öğrenciye, bu bilgiler dahilinde, ön yargılı davranabilir. Oysa öğrenciyi kendisini gözleyip izlerse belki de öğrencinin derslerinde geri kalmasının önemli bir nedenini keşfedecektir. Öğrencinin çok ağır işittiği fark edilebilir. Bu sorunun çözümüne ise birlikte gidebilirler.

 

2) Anlamanın ikinci bir yolu da kişi hakkında kendisini ve kendimizi, kendi kanı ve izlenimlerimizi dikkate alarak bilgi edinmektir. Bu anlama şeklinde karşımızda- kini anlayıp anlamamamız, kendi kaynak ve olanaklarımızı ne kadar ve nasıl kullandığımıza bağlıdır. Bu kaynaklar, algılarımız, düşünce tarzımız, tutumlarımız, duygularımı bilgi düzeyimiz, çeşitli becerilerimiz ve kişilik treytlerimizdir. Özetle, karşımızdakini anlayıp anlamamamız, yaşantılarımıza, ardalanlarımıza,hayal gücümüze yani kendimize bağlıdır.

 

3) Anlamanın en iyi ancak en zor yolu, birisini, onunla birlikte anlamaktır. Rogers’ ın da belirttiği gibi kendimizle ilgili her şeyi bir kenara koyup karşımızdaki ile tamamen birlikte olma, kendimizi onun yerine koyarak onu anlamaya çalışmak, “empatik anlayış” adını alır.

            Örn., Ahmet Bey, çok basit bir ameliyattan ve doktorlardan aşırı derecede  korkmaktadır. Terapist veya danışmanı böyle bir direnç karşısında ne yapabilir? Amaç, bu korku davranışını yok etmek ve sağlığı için gerekli olan operasyona razı etmektir. Bunu yaparken, “çok basit bir ameliyat, sonra… emin ol doktorlar daha çok tecrübeli ve yetenekli. Korkulacak hiçbir şey yok. Hem ben oldun bu ameliyatı, o kadar kolay geçti ki…” gibi bir ikna yoluna gitmek geçerli ve doğru bir yöneltme olabilir mi?

Daha etkili bir yol danışanla onun korku ve direncini paylaşmak, yaşamak, bu duygunun danışan tarafından nasıl algılandığını tanımak, kısaca o an için onun yerine kendimizi koymak ve bu doğrultuda onu yöneltmektir.

 

 

Örn., “Korkunu konuşalım mı?” Hastanede yatmak, ölmek…vb korkuların konuşularak ortaya çıkarılması mümkün olabilir. Zira, bize doğal veya basit gelen bir şeyin karşımızdakine de aynı şekilde gözükmesi gerekmez. Bu kişi ile eğer korkusu ve bunun olası nedenleri üzerinde konuşulabilirse, iyi bir sonuca ulaşılabilir.

 Dinleme: Anlama, dinleme olmaksızın gerçekleşmez. Dinleme, söylenenleri söylendiği gibi algılayabilmektir. Söylenen-lerle birlikte kullanılan yüz ifadeleri, jest, mimiklerin dikkate alınmasıdır.                

Özetle, kulaklarımızla işitiriz ama tüm bedenimizle dinleyebiliriz. Bu da anlayarak işitmedir. Başkalarını anlayarak dinlemeyi öğrenen kişi, giderek kendisini de anlayarak dinlemeyi ve düşünmeyi öğrenir, bir süre sonra da başkasını dinlerken kendisini de dinleyebilir (ikisini birbirine karıştırmadan).
            Empatik anlayışla bu iki şeyi bir arada yapabilmek kadar, onları bağımsız olarak yapabilmek de şarttır. İkisi birbirine karıştırılırsa “ duygusal özdeşim” ortaya çıkar, ki bu durumda danışman veya terapist kendini kaptırmış, yansız davranabilme özelliğini kaybetme noktasına gelmiş demektir.

 

Dinlemede amaçlar neler olmalıdır?

1.Danışanın kendisi hakkındaki duygu ve düşünceleri nelerdir? Kendisini nasıl algılamaktadır?
 2.Başkaları hakkındaki duygu ve düşünceleri özellikle onun için önemli kişileri ve genel dünyayı algılayışı nasıl?

 3.Kendisi ile bağlantısı olanlar hakkındaki algıları, başkalarının kendisini nasıl algıladığına dair düşünceleri.

 4.Görüşme materyalini algılayışı.

 5.Beklenti amaç ve hedefleri.

 6. Kullandığı başa çıkma yöntemleri, sav. mek.

 7.Değerleri, yaşam anlayışı… vb.

 

 

Ankara Çocuk Psikoloğu

Üyelik Girişi
Takvim
Ankara Psikolog

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam24
Toplam Ziyaret276062